Ayşegül Bisiklet Sürmeyi Öğreniyor
- eurasiavelo
- 24 Şub
- 1 dakikada okunur
Ayşegül, mahallenin en hareketli kızıydı. Her gün koşar, zıplar, arkadaşlarıyla oyunlar oynardı. Ama bir şeyi yapamıyordu: bisiklet sürmek. Mahalledeki tüm çocuklar bisikletleriyle gezerken, Ayşegül onları kıskançlıkla izlerdi. "Ben de sürebilirim," diye düşünürdü, ama bisiklete her bindiğinde dengesini kaybeder, düşerdi.
Bir gün, Ayşegül'ün babası ona sürpriz yaptı. Garaja gidip eski, tozlu bisikleti çıkardı. "Bu senin olacak Ayşegül," dedi gülümseyerek. Ayşegül'ün gözleri parladı. Hemen bisiklete atladı, ama yine dengesini kaybedip düştü. Babası ona yardım etti, bisikleti tutarak yavaşça ilerlemesini sağladı. Ayşegül, babasının desteğiyle birkaç tur attı, ama babası bisikleti bıraktığı anda yine düştü.
Ayşegül pes etmedi. Her gün garaja gidip bisiklete bindi. Düşe kalka, yavaş yavaş dengesini bulmaya başladı. Dizleri, dirsekleri yara bere içindeydi, ama o kararlıydı. Bir gün, babası onu izlerken, Ayşegül bisikletiyle tek başına ilerlemeye başladı. İlk başta biraz yalpaladı, ama sonra dengesini buldu. Pedalları çevirdikçe hızlandı, rüzgar saçlarını savurdu. Ayşegül, bisiklet sürdüğünü fark ettiğinde sevinçten çığlık attı.
Babası ona alkışladı, "Aferin kızıma!" diye bağırdı. Ayşegül, babasına doğru döndü, yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. "Başardım!" diye bağırdı. O günden sonra, Ayşegül her gün bisikletine bindi. Mahallenin sokaklarında özgürce dolaştı, arkadaşlarıyla yarışlar yaptı. Bisiklet sürmek, Ayşegül için sadece bir aktivite değil, aynı zamanda bir özgürlük simgesiydi.

תגובות